"Sırça Fanus" (The Bell Jar), edebiyat dünyasına şiirleriyle ve öyküleriyle giren Amerikalı kadın yazar "Sylvia Plath"in yazdığı tek romandır. Kendi özgeçmişine dayalı bu romanında yazar, genç bir üniversite öğrencisinin kişisel sorunlarından, bunalımlarından yola çıkarak, McCarthy dönemi Amerikasının toplumsal sorunlarına uzanır. "Plath"in bu ilk romanı, şaşırtıcı bir akıcılığı ve yazma rahatlığını sergiler. Plath'in keskin gözlem gücü, yerinde eleştirileri, ustalıklı kurgusu, romanın bütün karamsarlığına karşın kasvetli bir bunalım romanı olmasını önler. Üniversitede öğretim üyeliğinin yanısıra şairliği, yazarlığı ve anneliği birarada sürdürmeye çalışan "Sylvia Plath", ardarda gelen hastalıklara karşın koşullarını zorlar. "Sırça Fanus" Ocak 1963 yılında yayımlanır. Romanın yayımlanmasından bir ay sonra da bu ünlü kadın yazar daha 31 yaşındayken, kendi eliyle yaşamına son verir.
Bu kitabı okurken yer yer bazı cümleleri tekrar okuyormuşum hissine kapıldım. Sanki bu kitabı daha önce de okumuştum ve tekrar okuyordum. Okudukça cümlelerin içinde kayboluyordum. Rüyamda görüp okumuş olabilme ihtimalini düşündüm sonra. Neden olmasın? Fakat bu kitap çok özel. Bunu bilerek okuyun bence.
Ve sanıyorum ki babam bu kitabın içeriğinde geçen şeyleri okusaydı benim normal olup olmadığımı sorgulayarak canımı sıkardı. Bu şekilde bir süre söylenir durur ya da kitabı olduğu gibi okumamı yasaklardı ya da tam tersi kendisi alıp daha çok inceler ve daha çok söylenirdi. Ben de buna sinirlenir, duruma göre açıklama yapar kafamın da gayet yerinde olduğunu söylemek için debelenirdim. Şansıma internette bulduğum birkaç yazıyı ona okutmaya çalışır ve kitaba sağ salim kavuşup okumaya devam ederdim.
Tabi bu senaryo aklıma gelen ufak bir ihtimal çünkü babam hiç kitap okumaz ve okudğum kitaplara ilgi duymaz. Romanlara ilgi duysaydı hiç değilse konuşacak ortak ve zevkli bir konumuz olurdu. Bu da sanırım ilişkimize olumlu yansırdı. Ah, ne çok şey için geç kalındı artık.
İnternette bu kitap hakkında uzunca bir psikolojik inceleme yazısı keşfettim.
"Plath'in Sırça Fanus'unda İntihar Olgusu ve Ayrılıkçı Benlik" İlgimi çekti açıkçası, fakat hepsini okumadığımı söylemem gerek.
"Sırça fanusun içinde ölü bir bebek gibi tıkanıp kalan insan için dünyanın kendisi kötü bir düştür."