30 Kasım 2010 Salı

Memleketten Esintiler




Saraybosna Müzik Akademisi Kadınlar Korosu “Gaudeamus”:

Bosna’nın en popüler temsilcilerinden biri olan “Gaudeamus". 1991 yılında Saraybosna Radyo Televizyon Müzik Yapım (RTSA) tarafından kuruldu.1996 yılından itibaren Saraybosna Üniversitesi Müzik Akademisi bünyesinde çalışmalarına devam etmektedir. Koro, Bosna Hersek Kültür Günleri kapsamında, Bosna Hersek, Asya, Avrupa ve Afrika’nın birçok ülkesinde Sanatsal düzeyi yüksek 150 adet konser gerçekleştirdi. Aralık 1992 yılında gerçekleştirilen “Eurovision Şarkı Yarışması” yayınına Bosna-Hersek’ten canlı bağlanarak konser veren Koronun kariyerinde birçok ülkede konser vermiştir. Çok önemli sosyal ödülleri bulunan Koroyu, özellikle Federal Eğitim Bilim Kültür Spor Bakanlığı müzik hayatının gelişimine sağladığı katkılardan dolayı önemsemektedir.

Koronun Sanat Yönetmeni ünlü Şef Prof. Reşad Arnautovic, Şef Zeljka Andriç’dir.

Başçarşı Geleneksel Halk Dansları Topluluğu:

1994 yılında, Başçarşıja adını alan topluluk, 1947 yılında kurulan ve "Miljenko Cvitković", adı ile bilinen kültür ve sanat topluluğunun devamıdır. Topluluğun etkinlikleri, 1964 yılından itibaren, Başçarşı’da bulunan merkez binada gerçekleştirilmektedir. Saraybosna’nın kültürel mirasının temelini temsil eden topluluk, yüksek bir sanatsal başarı grafiğine sahiptir.Yarım yüzyıla aşkın varlığını sürdüren topluluk Saraybosna’yı, eski Yugoslavya’nın her bölgesinde, Avrupa da, Afrika da ve Asya’nın birçok ülkesinde başarıyla temsil etmiştir. Varlığı süresince, topluluğun üye sayısı on bini aşmıştır.Topluluk yaşamı süresince, Yunanistan, Almanya, Fransa, İtalya, İsviçre, Türkiye, Polonya ve Macaristan’ın da aralarında bulunduğu birçok ülkeden başarı ödülleri almıştır.


CRR Konser Salonu'nda böyle de harika bir etkinliğe katıldım 29 Kasım Pazartesi akşamında. Finalde koro ekibi son iki parçayı türkçe seslendirince tuhaf bir şekilde mutlu oldum. Memleketimin insanları onlar, güzel insanlar. Hangi parçalar mı dediniz? Üsküdara'a Gider İken dersem, Divane Aşık Gibi dersem nasıl olur? Şimdi ben o kadar Sevdalinka dinleyip hüzünlendiysem bu parçalarda da hüzünlenmez miyim? Hüzünlenirim hem de çok hüzünlenirim. Gözlerim de dolar hüznümle birlikte. Hüznüm, gözyaşlarım olur içimden çıksın diye.

Sevda şarkıları bunlar. Hüzünlenir insan.. Sevdalinka bunlar.

Dusek mi draga,
razmesti bas kao da je
draga duso za tebe
aj, ja cu doci oko pola noci
da legnem kraj tebe

Susarım

Sana öyle sözler sarfederim ki; gözlerimden akan her damla yaş için pişman olursun. Sana öyle zamanlar anlatırım ki, değerini bilmediğin anları hatırlar, özlemiyle tutuşursun. Sana öyle gerçek olurum ki, hayatın boyunca keşkelere mahkum olursun. Ama sana kıyamadığım için öyle bir susarım ki, her susuşumda bin defa kahrolursun.

13 Madde

1. Seni sen oldugun icin degil, seninle birlikte oldugumda ben oldugum için seviyorum.

2. Hiç kimse gözyaşlarını hak etmez, onlara layık olan kişi ise seni ağlatmaz.

3. Sen istediginde sana aşık olmaması, sana aşık olmadıgı anlamına gelmez.
4. Gerçek arkadaş, elini tutan, kalbine dokunandır.

5. Birisine yabancılaşmanın en kotu biçimi yanında oturuyor olup ona hic bir zaman ulaşamayacagını bilmektir.

6. Hiç bir zaman gülümsemekten vazgeçme, üzgün olduğunda bile! Gülümsemene kimin, ne zaman aşık olacagını bilemezsin.

7. Tüm dunya icin sadece bir kişi olabilirsin fakat bazılari icin sen bir dünyasın.

8. Zamanı onu seninle birlikte geçirmeye hazır olmayan biriyle geçirme.

9. Belki de Tanrı uygun kişiyi tanımandan önce yanlış kişilerle tanışmanı, onu tanıdıgında minnettar olman icin istedi.

10. “Bitti” diye üzülme, “yaşandı” diye sevin.

11. Her zaman seni üzecek birileri olacaktır,yapman gereken insanlara güvenmeye devam etmek, kime iki defa guveneceğine daha fazla dikkat etmektir.

12. Birini daha iyi tanımadan ve bu kişinin senin kim oldugunu bilmesinden önce kendini daha iyi bir kişiye dönüştür ve kim oldugunu bilerek kendine güven.

13. Kendini çok zorlama, en guzel şeyler onları en az beklediginde olur.

Gabriel Garcia Marquez

28 Kasım 2010 Pazar

'O'

Denizlere attı kendini. Sevdiği denizlere. İçindekileri denize dökmek için attı kendini. Dalgaların alp götürmek ve bir daha geri getirmemek adına attı.

Rüzgarlara attı kendini. Sevdiği rüzgarlara. İçindekileri rüzgar alıp götürsün diye attı kendini. Alıp savursun uzaklara diye attı, bir daha geri getirmemek adına attı.

Derin nefesler çekti. Rüzgar yüzünü yalayıp geçerken gözlerini kapatmak en sevdiği şeydi. O sırada hep uçtuğunu hayal ederdi. Uçmak ne muhteşem bir duyguydu. Bulutlarda olduğunu hayal etmek, gökküşağında yürdüğünü düşlemek. Ah ne hoştu.

Saçlarını çıkarken toplamamıştı, rüzgarla dans etsinler diye. O, gözlerini kapamış bir şekilde rüzgarı hissederken denizi dinliyordu ve güzel şeyler hayal ediyordu. Saçlarının her bir teli rüzgarla bir olmuş uçuşuyordu anlamsızca. Atkısı vardı bir de. En sevdiği atkısı hem de. Boynu çok üşürdü mütemadiyen. Atkısız çıkılmazdı. Rüzgar kokuları da beraberinde getiriyordu işte. Saçları güzel kokuyordu, atkısı güzel kokuyordu ve deniz, deniz güzel kokuyordu. Hala derin nefesler alıp veriyordu hayaller kurarak gözleri kapalı bir şekilde.

O, tüm bunları yaşarken omzunda bir el hissetti. Sımsıcak bir el. Yumuşak ve sıcak. Gözlerini açtığında kırpıştırdı o an birkaç kere günışığının verdiği rahatsızlıktan dolayı. Omzunda hissettiği ele doğru döndürdü yüzünü ve olduğundan da sımsıcak bir gülümsemeyle karşıladı omuzdaki elin sahibini. Mutluluk ve huzurla dolup taşıyordu yüreği ve ruhu. Boynuna sarılıp kokusunu içine çekti fark ettirmeden.

Seni sevmek güzel şey, seni özlemek güzel şey. Özleyebileceğin birinin olması da güzel şey. Bu yürek büyük, bu yürek büyük bir sevgiyle yoğrulmuş içinde büyüterek ufaktan ufaktan. Güzel şey bunlar. Sevildiğini bilmek güzel..

'Olanları bu şekilde yaşayabilmek isterdi elbet ama o, denizle ve rüzgarla başbaşa kalmıştı ve kaldığıyla geri döndü ağır ağır omuzunda sıcak ve yumuşak bir el olmadan. Yalnız ve yorgun ama sıcak bir yürekle her şeye rağmen.'

Tanışma

Yeni tanışmalardan nefret ederdi. Önce tuhaf tuhaf bakınır sonra gerilirdi kendini takdim ederken. Elini uzatıp uzatmamak arasında kalakalırdı ufacık bir süre. Ne can sıkıcıydı bu tanışmalar. Birazdan kendisi hakkında sorular sorulacaktı. Bunu önceden düşündüğü için hayıflanırdı kendi kendine. Hep böyle olurdu ve bu daha da çok gerilmesine sebep olurdu. Nitekim yine öyle olmuştu. Yüzünde gülümsemesiyle dinlerdi karşı tarafı. Zoraki gülümsemezdi genellikle, bu konuda içi rahattı. Karşı tarafın samimiyetsiz bir gülümseme olarak düşünmesi hoş birşey olmazdı nede olsa. Gülümsemek doğasında vardı.

Sıkıcı sorulara gelmişti sıra. O anda olduğu yerden yok olup gitmek, toz olmak, yerin dibine kaçmak ya da zamanı ileriye sarıp o sorulardan kurtulmak istiyordu. Ama ne mümkün? Başa gelen çekiliyordu.

Hobiler mi? Ah yapmayın bunu der gibi bakmıştı o sırada. Gözlerini devirdi aşağıya doğru. Ellerini ovuşturdu, yerinde kıpraştı, gülümsemesi acı bir tebessüme dönüvermişti. Yanındakilere bakındı bir anda. Saniyeler içinde olan bu olayda kendisini tanıyanlardan bir yardım diler gibi bakıyordu sadece.

Resim diyebilmişti bir tek. Resim çizmeyi severim ama uzunca bir süredir yapmıyorum diyerek durumdan kurtulmak istiyordu.

Karşı taraf çetin ceviz çıkmıştı ve bu hobiyi hobi olarak görmeyen cümleler sarf etmişti. Aslında amacı eğlenmekti, ortamı eğlendirmek. Belki de kendisinin huzursuz olduğunu fark ettiğinden ortamı rahatlatmak için söylenmişti bu birkaç söz. Ama o bunlara üzülmüştü yine de. Konu hemen kapanmadığı için üzülmüştü ve bu sefer yaşadığı gerginliğin üstüne bir gerginlik daha çöküvermişti. Karşı taraftan gelen cümlelerin arkasından kendi cümlelerini söylemeye çalıştı kısık kısık, yeni tanışmanın veridği utangaçlıkla birlikte. Öyle ya, karşı taraf yaşı başı geçmiş biriydi kendisine göre. Paldır küldür birşeyler söyleyemezdi. O da ağzında birşeyler geveledi sadece kendince. Ama ortam gülşmelerle birlikte rahatlamıştı. İstediğini elde edebilmişti ama o rahatlayamamıştı her nasılsa. Kendisini basit, anlamsız, heyecansız bir insan olarak görmekten nefret ederdi. İçin için sıkılırdı kendinden. Başı dönmeye başladığı sırada karşı taraf kendisini anlatmaya başladı bir anda. Kendisi hakkında daha fazla sorular sorulmayacağı için memnun oldu birden. Kurtulmuştu bu sıkıcı sohbetlerden. Zaten çok anlamsız bulurdu. En iyi tanışma paldır küldür olanıydı ona göre. Daha samimi gelirdi sanki. Daha doğal, daha sevimli yerine ve durumuna göre. Kendini soğuktan korumak adına içtiği çayına baktı o sırada. Çayı güzel yapıyorlarmış diye geçirdi aklından. Sonra garip bir şekilde çayını çok hızlı içtiğini fark etti. Diğerlerinin çayları hala olduğu gibiydi ya da yudum yudum içtiklerinden fark edilmiyordu içildiği. Üzüldü kendi adına. Sanki acelesi varmış gibi içerdi çaylarını. Daha önce hep kendisinin önceden bitirdiğini düşünmeye başladı tek tek ve kızdı kendine. karşı taraf kendisini anlatırken hem onu dinliyor hem de içtiği çayları düşünüyordu.

Zaman hızlıca geçmişti ve karşı taraf kendisiyle tanışmasından gayet memnun bir şekilde tekrar görüşmek ve daha fazla sohbet etme dileklerinde bulunuyordu ona bakarak. Neden sonra, yüzündeki hüznü görmüş olmalı ki birkaç güzel sözlerde bulunuvermişti karşı taraf. Nerdeyse gözlerini doldurmasına sebebiyet verecek dereceye gelmişti. O anki ruh hali buna musaitti de. Gözlerini gördü ve kendisini dalgaya alarak konuyu kapatıp oturduğu sandalyesinden kalktı. Elini tuttu onun ve tekrar görüşelim güzel kız, dedi.

O anda üstünden tuhaf birşeyler kalkmış gibi hissetti. Gerilmiş, hüzünlenmiş, mutlu olmuş ve şaşırmıştı. Tüm duyguları bir anda yaşadığı için yorulmuştu. Sanırım sonraki görüşme daha rahat olacaktı.

26 Kasım 2010 Cuma

Güzel İnsan Erol

Erol Evgin ne süper bir insandır. Duygulandım.. Erol Evgin diyince duygulandım düşün artık. Güzel insan Erol.

Tanrım Bu Hasret Bitse
Bir uzak şehirde şimdi yaşıyorum hasretini
Yıkılıp kalmışım burada yorgun bir yolcu gibi

Gecenin karanlığında yüzün her an aklımda
Nereye baksam gözlerin gözlerimin içinde
Nereye uzansam elin ellerimin içinde

Tanrım bu hasret bir bitse bir bitse
Tanrım o günler geri gelse

Elimi uzatsam belki dukanabilirdim sana
O kadar yakımdım sanki o kadar benimdin sanki

Gecenin sezsizliğinde gözlerimin önünde
Yaşadığımız acı tatlı günler bir bir canlandı
Yaşadığımız acı tatlı günlerimiz canlandı

Tanrım bu hasret bir bitse bir bitse
Tanrım o günler geri gelse

Gecenin sezsizliğinde gözlerimin önünde
Yaşadığımız acı tatlı günler bir bir canlandı
Yaşadığımız acı tatlı günlerimiz canlandı

Tanrım bu hasret bir bitse bir bitse
Tanrım o günler geri gelse.

23 Kasım 2010 Salı

24 Kasım

Böyle de güzel bir günüm vardır benim. Öğretmenler günüm vardır benim. Belki de doğum günümden de daha güzel bir günüm bu benim. Öğrencilerim var benim, muhteşem öğrencilerim. Onlara baktıkça gözlerimi parlatan çocuklarım. Umut hepsi, umudum hepsi. Beni mutlu eden öğrencilerim var. Güzel bir günüm var. 24 Kasım'ım var.

'Tabi mutlu olacaksın çünkü sen öğretmensin.'

Bu öğrenci yenir ve sevilir..

21 Kasım 2010 Pazar

Kuzen Pisiciği



Ve hayat, bu minik, muhteşem, güzel, yaramaz, şımarık hayvanla çok güzel. Gün boyu mırlamasını dinleyebilir, oyunculuğuyla eğlenir, öper, sıkar, şımartabilirim. Senin kafana kurban, senin güzelliğine kurban, mimiksiz, tepkisiz suratına kurban, miyavlamayı beceremeyen sesine kurban. Bir miyavlasan da billur gibi şakısan ve bu sefer de harika miyavlamana kurban olsam. Bak bunu yapmalısın pisiciğim. Pempiş ve ıslak burnunu öptüğüm, patisini okşadığım miniğim. Tenimde hissettirdiğin sıcaklığını sevdiğim. İpeksi tüylerinle boynumu gıdıklattığın. Geleceksin ki yanıma. Ayrılırken de vedalaşmamıştım zaten..Nahizimci yaramaz..

Stardust/2007




Yıldız aşığı bir insan olarak bu film hakkında fazla birşeyler söylemek, naçizane kritiklerde bulunmak istemiyorum. Bence Yvaine'in söylediği bu replik her şeyi anlatmaya yeter. Bilare kitabını da edinip okumak iyi olur tabi.

Yvaine: You know when I said I knew little about love? That wasn't true. I know a lot about love. I've seen it, centuries and centuries of it, and it was the only thing that made watching your world bearable. All those wars. Pain, lies, hate... It made me want to turn away and never look down again. But when I see the way that mankind loves... You could search to the furthest reaches of the universe and never find anything more beautiful. So yes, I know that love is unconditional. But I also know that it can be unpredictable, unexpected, uncontrollable, unbearable and strangely easy to mistake for loathing, and... What I'm trying to say, Tristan is... I think I love you. Is this love, Tristan? I never imagined I'd know it for myself. My heart... It feels like my chest can barely contain it. Like it's trying to escape because it doesn't belong to me any more. It belongs to you. And if you wanted it, I'd wish for nothing in exchange - no gifts. No goods. No demonstrations of devotion. Nothing but knowing you loved me too. Just your heart, in exchange for mine.

11 Kasım 2010 Perşembe

Fikrimin İnce Gülü

Fikrimin ince gülü, kalbimin şen bülbülü
O gün ki gördüm seni, yaktın ah yaktın beni
Ellerin ellerimde, gözlerin gözlerimde
O gün ki gördüm seni, yaktın ah yaktın beni

Ateşli dudakların, gamzeli yanakların
O gün ki gördüm seni, yaktın ah yaktın beni

Gördüğüm günden beri, olmuşum inan deli
O gün ki gördüm seni, yaktın ah yaktın beni.


Bülblüm Altın Kafeste

Bülbülüm altın kafeste aman,
Öter aheste aheste, öter aheste aheste.
Ötme bülbül yarim haste aman.
Ah neyleyim şu gönlüme, hasret kaldım sevdiğime.
Ben sana aldanamam yarim, ben sana dayanamam.
Bülbülleri har ağlatır aman.
Aşıkları yar ağlatır.
Ben feleğe neylemişim aman.
Beni her bahar ağlatır.
Ben sana aldanamam yarim, ben sana danayamam
.

Atladım Bahçene Girdim

Atladım bahçene girdim
Gülleri fincan gibi
Gerdanında üç beni var
Her biri mercan gibi
Sarılalım sarmaşalım
İkimiz bir can gibi
Gel seninle kavledelim
Ya onu sev ya beni
Bir tenhada buluşalım
Ya onun ol ya benim.

9 Kasım 2010 Salı

DEX!


Bak şimdi, 5. sezonu çılgınlar gibi bekledim ve şimdi de her hafta yeni bölümlerini çılgınlar gibi bekliyorum. İzlediğim yerden hop oturup hop kalkıyorum, kalbim dayanamayacak diye korkuyorum. Yapmayınız yahu, nasıl bir dizidir bu böyle! 12 bölüm nedir ulaaannn!!!! Şu finaller de olmasa biricik dizi hayatım çok daha güzel olacaktı.

"We all have something to hide. Some dark place inside us we don’t want the world to see."

"The babysitter doesn’t trust me because of the lies. Lumen doesn’t trust me because of the truth. There must be a name for that, oh right, Dexter Morgan."


"Never lie to someone who trusts you. Never trust someone who lies to you."


"Sometimes partners find us, and as much as we try to push them away, they work their way into our lives regardless, until we finally realize how much we need them."

8 Kasım 2010 Pazartesi

İşte Öyle Birşey

Seni düşündüm dün akşam yine
Sonsuz bir umut doldu içime
Bir de kendimi düşündüm sonra
Bir garip duygu çöktü omzuma.

Hani ıssız bir yoldan geçerken
Hani bir korku duyar da insan
Hani bir şarkı söyler içinden
İşte öyle bir şey.

Hani eski bir resme bakarken
Hani yılları sayar da insan
Hani gözleri dolar ya birden
İşte öyle bir şey.

Seni düşündüm dün akşam yine
Sonsuz bir huzur doldu kalbime
Bir de kendimi düşündüm sonra
Bir garip duygu çöktü omzuma

Hani yıldızlar yanıp sönerken
Hani bir yıldız kayar da insan
Hani bir telaş duyar ya birden
İşte öyle bir şey.

Hani bir yağmur yağar da bazen
Hani gök gürler ya arkasından
Hani şimşekler çakar peşinden
İşte öyle bir şey.


Erol Evgin

Sadece..Öyle işte..

...

Aslında kimse, görmek istemeyenden daha kör değildir.

...

Beni en korkutan , dostluğumuzu kaybetme olasılığıydı. Eğer L.'nin kız arkadaşı olsaydım ve sonunda onu büsbütün kaybetmek olsaydı, ne yapardım bilmiyordum ve daha şimdiden, bana yeni birisiyle çıktığını söylediğinden beri, onunla zar zor konuşabiliyordum. İleri adım atmaktan korkuyor, geri adım atmayı kabul etmiyor ve olduğum yerde durma seçeneğini ise gerçekçilikten çok uzak buluyordum.

H.'den öğrendiğim bir başka şey de şuydu: bazen hayatta güzel şeylere ulaşabilmek için, körlemesine sıçrayışlar yapmak zorundaydınız.

Her şeyden öte, H. bana, büyük riskler almanın büyük keyifleri olduğunu öğretmişti.

Ama düşündüm de, kaybetmekten çok, kazanmaktan korkuyordum. Ama korkusuz olmazsan, hiçbir zaman elde ettiğine değer bir şeye sahip olamazdın.


S.B/ G.C.

7 Kasım 2010 Pazar

Err..Yok bişi yok

Konuşsam dilim yanar, sussam kalbim. Önce duruyorum. Sonra susuyorum. İçimden çıkan lafların, etrafı yangın yerine çevireceğini düşününce kilit vuruyorum dilime. Yan diyorum içime. Sadece sen yan ve dayan diyorum gönlüme. Herkes mutlu olsun! Sen dayan..

SUSARAK

Güneş altında söylenmedik söz yokmuş..
Bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi.
Ne gece ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz
Ben de söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde
Hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik
Ben de susuyorum sevgimi saklayıp içimde
Duyuyorsun değilmi suskunluğumu nasıl haykırıyor
Susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim
Ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde


Aziz NESİN

İnsan her şeyi elinde tutamaz hiç bir zaman
Ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini
Ve açtım derken kollarını bir haç olur gölgesi
Ve sarıldım derken mutluluğuna parçalar o şeyi
Hayatı garip ve acı dolu bir ayrılıktır her an
Mutlu aşk yoktur.


Louis Aragon

İyiyim ben Sazanım merak etme. İyi olmasam söylerdim Sazanım. Paylaşmak istedim sadece. Güzeller ama değil mi? Peşin peşin diyeyim de kızma bu küçüğüne.. :)