28 Kasım 2010 Pazar

Tanışma

Yeni tanışmalardan nefret ederdi. Önce tuhaf tuhaf bakınır sonra gerilirdi kendini takdim ederken. Elini uzatıp uzatmamak arasında kalakalırdı ufacık bir süre. Ne can sıkıcıydı bu tanışmalar. Birazdan kendisi hakkında sorular sorulacaktı. Bunu önceden düşündüğü için hayıflanırdı kendi kendine. Hep böyle olurdu ve bu daha da çok gerilmesine sebep olurdu. Nitekim yine öyle olmuştu. Yüzünde gülümsemesiyle dinlerdi karşı tarafı. Zoraki gülümsemezdi genellikle, bu konuda içi rahattı. Karşı tarafın samimiyetsiz bir gülümseme olarak düşünmesi hoş birşey olmazdı nede olsa. Gülümsemek doğasında vardı.

Sıkıcı sorulara gelmişti sıra. O anda olduğu yerden yok olup gitmek, toz olmak, yerin dibine kaçmak ya da zamanı ileriye sarıp o sorulardan kurtulmak istiyordu. Ama ne mümkün? Başa gelen çekiliyordu.

Hobiler mi? Ah yapmayın bunu der gibi bakmıştı o sırada. Gözlerini devirdi aşağıya doğru. Ellerini ovuşturdu, yerinde kıpraştı, gülümsemesi acı bir tebessüme dönüvermişti. Yanındakilere bakındı bir anda. Saniyeler içinde olan bu olayda kendisini tanıyanlardan bir yardım diler gibi bakıyordu sadece.

Resim diyebilmişti bir tek. Resim çizmeyi severim ama uzunca bir süredir yapmıyorum diyerek durumdan kurtulmak istiyordu.

Karşı taraf çetin ceviz çıkmıştı ve bu hobiyi hobi olarak görmeyen cümleler sarf etmişti. Aslında amacı eğlenmekti, ortamı eğlendirmek. Belki de kendisinin huzursuz olduğunu fark ettiğinden ortamı rahatlatmak için söylenmişti bu birkaç söz. Ama o bunlara üzülmüştü yine de. Konu hemen kapanmadığı için üzülmüştü ve bu sefer yaşadığı gerginliğin üstüne bir gerginlik daha çöküvermişti. Karşı taraftan gelen cümlelerin arkasından kendi cümlelerini söylemeye çalıştı kısık kısık, yeni tanışmanın veridği utangaçlıkla birlikte. Öyle ya, karşı taraf yaşı başı geçmiş biriydi kendisine göre. Paldır küldür birşeyler söyleyemezdi. O da ağzında birşeyler geveledi sadece kendince. Ama ortam gülşmelerle birlikte rahatlamıştı. İstediğini elde edebilmişti ama o rahatlayamamıştı her nasılsa. Kendisini basit, anlamsız, heyecansız bir insan olarak görmekten nefret ederdi. İçin için sıkılırdı kendinden. Başı dönmeye başladığı sırada karşı taraf kendisini anlatmaya başladı bir anda. Kendisi hakkında daha fazla sorular sorulmayacağı için memnun oldu birden. Kurtulmuştu bu sıkıcı sohbetlerden. Zaten çok anlamsız bulurdu. En iyi tanışma paldır küldür olanıydı ona göre. Daha samimi gelirdi sanki. Daha doğal, daha sevimli yerine ve durumuna göre. Kendini soğuktan korumak adına içtiği çayına baktı o sırada. Çayı güzel yapıyorlarmış diye geçirdi aklından. Sonra garip bir şekilde çayını çok hızlı içtiğini fark etti. Diğerlerinin çayları hala olduğu gibiydi ya da yudum yudum içtiklerinden fark edilmiyordu içildiği. Üzüldü kendi adına. Sanki acelesi varmış gibi içerdi çaylarını. Daha önce hep kendisinin önceden bitirdiğini düşünmeye başladı tek tek ve kızdı kendine. karşı taraf kendisini anlatırken hem onu dinliyor hem de içtiği çayları düşünüyordu.

Zaman hızlıca geçmişti ve karşı taraf kendisiyle tanışmasından gayet memnun bir şekilde tekrar görüşmek ve daha fazla sohbet etme dileklerinde bulunuyordu ona bakarak. Neden sonra, yüzündeki hüznü görmüş olmalı ki birkaç güzel sözlerde bulunuvermişti karşı taraf. Nerdeyse gözlerini doldurmasına sebebiyet verecek dereceye gelmişti. O anki ruh hali buna musaitti de. Gözlerini gördü ve kendisini dalgaya alarak konuyu kapatıp oturduğu sandalyesinden kalktı. Elini tuttu onun ve tekrar görüşelim güzel kız, dedi.

O anda üstünden tuhaf birşeyler kalkmış gibi hissetti. Gerilmiş, hüzünlenmiş, mutlu olmuş ve şaşırmıştı. Tüm duyguları bir anda yaşadığı için yorulmuştu. Sanırım sonraki görüşme daha rahat olacaktı.

2 yorum:

CaRtMaNtR dedi ki...

çok güzel olmuş :)

Azura dedi ki...

Senden bunları duymak ne iyi oluyor. :)