'Ama ben olsam, bir tek gülümseme, bir tek bakış için, senin: teşekkür ederim dediğini duymak için her şeyi verirdim; her şeyi satardım, ellerimle çalışırdım, yollarda dilenirdim. Sanki daha önce de bana yeteri kadar acı vermemişsin gibi şurada, koltuğunda rahat oturuyorsun, değil mi? Biliyor musun ki, sen olmasaydın ben mutlu yaşayacaktım! Seni buna kim zorladı? Bahse mi girmiştin? Sözde, beni seviyordun, öyle söylemiştin. Az önce bile..Ah! beni kovmak daha hayırlıydı. Ellerimde hala dudaklarının sıcaklığı var. Halının üzerinde, dizlerimde bana sonsuz aşk yeminleri ettiğin yer işte şurada. Beni de inandırdın. iki yıl beni en muhteşem, en tatlı hayal içinde sürükledin. Ya yolculuk tasarılarımız, hatırlıyor musun? Ah! mektubun, mektubun! Kalbimi parçaladı.'
Sonunda öldürdü kendini. Öldürdü ve dünyevi kederlerin, acıların yarattığı buhrandan kurtuldu. Öyle ki ölümü bile acı içinde oldu fakat ne olursa olsun artık hepsi dinmişti.
'Ah! ölüm pek önemsiz bir şeymiş.'
1 yorum:
Bu arada
Bastonsuz dedenin
Bastonsuz torunu
Mehmet Akif.. ile birlikte
Sizleri ağırlamak için bekliyor.
http://mefkuremiz.blogspot.com/
Yorum Gönder