Unutmamıştım, sadece kuru bir not bırakmak istememiştim bugün için. Sürekli aklımda ne ve nasıl yazacağım konusunda birşeyler düşündüm ama gel gör ki yumurta kapıya dayanınca pek çaresizce o anda ne düşüyorsa yüreğime, aklıma öylece yazıvermeye karar verdim. Aslında bir süprizim de olacaktı, fakat ben böylesine üşengeç ve böylesine durgun ve düşünceliyim şu vakitler.
Kuzenimsin, kardeşimsin (kızım kan grubuna tüküreceğim. Evlatlık) bilirsin işte, aslında sevgimi pek anlatmama da lüzum yok.
Telefon faturalarımızın kabarık geldiği zamanlar oldu. İnternetle tanıştığımız zamanda bitmek bilmeyen muhabbetlerimiz oldu. Birbirimizde kaldığımız günlerde bitmek bilmeyen embesilce işlerimiz de oldu. Hele bir gece yemeklerimiz vardı, unutmak namümkün. Sahi, benim iştahım hep seninleyken açılırdı. Senin sebebiyet verdiğin iştah açılma olayını severdim. Karşılıklı oturup midemizi doyururduk, bir de kıkırdamalarımızla uyuklayanları huzursuz ederdik.
Her neyse, boşverelim şimdi şu geçmişi. Anlatmama gerek yok ki bildiğin şeyleri değil mi? Benim amacım laf olsun dorba dolsun, e az biraz da duygusallık yoksa ne yani. Ehem öyle işte. Mazur gör beni kuzen, bilirsin benim alaycılığımı. Nedense sevdiklerime karşı böylesine uyuzluk yaparım. Bakma benim vurdumduymaz gibi duruşuma, aslında beni iyi tanırsın.
Zaman akıyor kuzen ve benim seninle kurduğumuz Çanakkale hayalim gerçekleşmemişti. Sen tek başına gitmiştin oraya okumak için. Bense kalakalmıştım bu aynı huzursuz şehirde. Öyle ya aslında birlikte kurduğumuz ne hayaller var(dı) ve bunları birlikte yapamamış olmak beni her daim üzüyor. Bir gün deyiveriyorum, bir gün olacak. Bir bir olacak ve biz kederlerimize ortak olduğumuz gecelerdeki gibi kedersiz geçen güzel günlerimizle şenleneceğiz. O vakitler gelecek, gelmeli.
Hayat bizi bir arada tutmazsa hüzünlenirim kuzen. Ama yapacak ne olur bu durumda? Herkes kendi hayatının peşinde koşmaz mı. İşte bak, sen de biliyorsun bunu. İkimiz de kendi yolumuza yollanacağız. Sadece arada bir 'hoşgeldinler'i ve 'hoşçakallar'ı dillendireceğiz mutlu ve üzgün bir biçimde. Kim bilir ki, belki de bunlar olmayacak. Hani 'Allah je veliki jedan' misali. Bildin?
Daha fazla şey yazıp kendi kendimin gözlerini doldurmaya niyetli değilim bilesin. Zaten başka da ne yazacağımı bilemiyorum. Kendimce laf eyledim burda. Bir de bir yerden alıntı bir söz aklıma geleydi şu an pek bir güzel final vuruşu yapardım da aklımın densizliğine yor ve sevin. Belki de fena birşey diyebilirdim. İyisi mi böyle kalsın ve;
Günün (her ne kadar bitiyor da olsa) güzel geçmiştir ve geçiyordur umarım. Bugün senin günün, doğum günü veledi. Daha beraberce böyle ayrı gayrı olmadan kutlayacağımız nice gzel doğum günlere diyerek; kutlu mutlu ve sağlıklı olmasını diliyorum. Geri kalan dilek kısmısını da sana bırakıyorum. Ne diliyorsan olsun gitsin. (Benim için de dilek dile :shf)
Hadi öpüyore, seviyore, sarılıyore. (tükürüklü öptüm) Selametle.
Azura'n.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder