22 Aralık 2010 Çarşamba

A Christmas Carol /2009




Charles Dickens'ın kitabını alıp okumayı sürekli ertelediğim harika uyarlama işte. İzlerken mutlu olduğum, mutlu olurken düşündüğüm, düşünürken de hüzünlendiğim hikaye. Oh yes duygu seline gel sen. Bu animasyonu sevdim. Zannımca güzel ve kaliteli. Böyle detay bombardımanına tuttum filmi izlerken süper bak valla. Karda ayak izleri var yahu negzel! O izler beni benden alıyor. Kar yağsa da kendi ayak izime baksam arkama dönüp manyak gibi. Oley! Konu kayıyor neyse, işte demem o ki süper bak, ben de dahil kitabını alıp okuyun ulan! Filmini de izleyin ki beyninize kazınsın meheh.

Hani amaç noeli yaşatmak falan değil de -ki zaten müslüman aleminde noel yok- amaç aslında bariz belli. Gözlerini, ruhunu ve yüreğini kör edip ömrünü önemli sandığın şeylere harcayıp geçirmekte ve arkandan bir çift güzel söz ettirmemekte. Bu dünyada yaşamak için paraya ihtiyaç var ama insanoğlu aslında birbirine muhtaç ve ömür dediğin zaten kısacık. Duygularını göstermek bir zayıflık belirtisi değil tam tersi onu yoğun bir şekilde yaşamak bir yücelik belirtisidir. İnsanoğlu duygularıyla yoğruluyor ve duygularımız olmasaydı bir robot olmaktan başka ne olurduk?

Gizlemeyiniz duygularınızı ve iyilik görmek istiyorsanız iyilik veriniz. Seviniz, veriniz, yardıme ediniz. Bugün varsanız yarın yoksunuz ama olmayan bedeniniz olacaktır isminiz ve ettikleriniz baki kalacaktır yıllar yılı..

Hiç yorum yok: