Bugün de bir hayli canım sıkılldı ve sıkılmaya devam ediyor. Hani kendisiyle ne yapacağını bilemeyen o ergenler misali. Havalar da pek canımı sıkıyor ya gündüzleyin yapacağım şeyleri dahi yapasım gelmiyor. Ben de boyna yattım. Bir yataktan başka yatağa geçişler yaptım. Ah, kitap dahi okuyasım yok. Herşey pek sıkıcı. Özellikle şu son zamanlarda böyle hissediyorum. Boşa vakit öldürmekten sıkılıyorum ama birşey de yapasım yok. Akşama da televizyon izleyeyim dedim, yahu bugün de hiç mi düzgün birşey olmaz şu merette?! Pes yani! En iyisi kendi filmlerime dönmek diyorum da hiç değilse şu blog'cuğuma çiziktiriveririm birkaç film.
Hazır boş bir yazı yazmışken daha işe yarar bir yazı yazayım diyorum yayınlamadan.
Efendime söyleyeyim 15 temmuz pek sevdğim bir şahsiyetin doğum yılı oluyor. Güzel anneciği bu sevdiğim güzel şahsiyeti doğurmuş ve yıllar sonra bizim karşılaşmamıza vesile olmuş. Tabi bu duruma kader mi denir bilemem fakat ben böyle kaderi seveyim. Onu da seveyim anasını da seveyim babasını da tabi. Bilirsiniz babasız olmaz.
Şimdi bu şahsihyet hakkında daha önce bir yazı yazmıştım ama bu bir doğum günü.
Sevgili Sazan'ım kutlu mutlu olsun 15 temmuz'un ve diğer tüm günlerin. Dilerim daha nice güzel yaşlar geçireceksin sevdiklerinle, seni sevenlerinle. Ah, tabi en önemlisi de sağlık. Hiç sağlık olmadan olur mu? :)
Yanında olup bu güzel günü seninle geçirmeyi gönül isterdi de gönül neleri istemiyor değil mi? Fakat olsun gönül istiyor da aslında gönül senin yanında unutma.
Bu gün için anneni de kutlamayı unutma güzel insan. Sevgili eşinle daha nice güzel kutlamalar geçirmen dileklerimle.
Hep iyi ol, iyi kal.
Sevgili Azura'n.
dipçiknot: Son dakikalar kala bu yazıyı yazmak istedim. Sanırım sabahına unutmaktan korkuyorum. :)