Hayatım(ız) pek kısa. Bunu günbe gün fark etmem beni yormaya başladı. Kısa olduğu herkesçe biliniyor ama fark etmek yoruyor işte.
Saniyeler dakikaları, dakikalar saatleri, saatler günleri, günler yılları kovalıyor durmaksızın. Farkına varmak hep acı veriyor hep yoruyor diyorum sürekli. Farkındalığımı da kaybetmek istemiyorum fakat bu farkındalık beni hergün yoruyor. İşte, bunun için ne gibi çareler üretmek zorundayım bulamıyorum, bilemiyorum.
Bu kısalık yarın, hatta yarından da yakın adeta. Bu kısalık da beni kederlere sürüklüyor. Hani uzunluğu değil verimliliği asıl önemli olan denir ya, işte bu da öyle birşey. Verimli olmak adına çabalamak isterken, çabalarken kısalık yüzünden elinde patlaması herşeyin.
En acısı da çevrenin buna katılmaması, seni bir başına bırakmasıdır ya, ben bunu neyleyim diyorum, ben bunu neyleyim?
Dün yaşandı ve bitti, bugünü yaşıyoruz da senin/benim için yarının olmayacağı ne malum?
Ah, insanoğlu..
2 yorum:
Ahhhhh ne ahhhh..ki ne ahhhh.. Bütün meşakkatler kadınlar çin. Anne de oluunca dahada mahzunlaşıyorlar. Kaderle kederi birlikte yaşıyorlar. Bu arada;
"Ben bir anneyim.." yazımızla, grafik tasarımımızla, müzik seçimimizle "Asahhara - Profösör" olarak dostluğumuzu daha da pekiştirmiş bulunmaktayız. Bu yazımız her ikimizin de sayfasında sevgili blogdaşlarımızla paylaşaım için yayınlanmaktadır.
Bir türk kahvesi yorgunluğumuzu alır düşüncesindeyiz. Sevgi ve saygıyla sayfalarımızda bekleriz.
http://mefkuremiz.blogspot.com/
Teşekkürler. :)
Yorum Gönder