Yürüyordu. Elinde kitapla. Yalnız değildi. O da peşisıra yürüyordu onunla. Hava sıcak fakat esen ılık rüzgarla sevimli oluyordu sıcaklık. Etraf kalabalık. Bazen çok, bazen az.
Yürüyorlardı. O elinde kitapla. O da yanında sadece dinliyordu kitaptaki sözlerin ağzından çıkmasını. Ağır yürüyorlardı. Elinde kitap okuyordu.
"Duydun mu bay Bennet, şekerim," dedi eşi bir gün, "Nethirfield korusu nihayet tutulmuş." Bay Bennet duymadığını söyledi. "ama tutulmuş", diye devam etti eşi; "bayan Long az önce buradaydı, bana herşeyi anlattı." Bay Bennet cevap vermedi. "kim almış merak etmiyor musun?" diye haykırdı karısı sabırsızca. "Söylemek istiyorsan itiraz etmem."
Gülerek yürüyorlardı.
Kitabın kapağını kapattığı sırada oturmaya karar verdiler. Yüzlerinde tebessümle suspus oturuyorlardı şimdi de. Bir iki şey yiyip içtiler ve birkaç sohbetten sonra yine kitabı okumasını istedi ondan. Onun da gözleri ışıl ışıl parıldayıp ağzı genişledi ve eliyle saçlarını arkaya atıp hınzır bir tavırla kitabı eline alıp kaldığı yerden devam etti.
"Bay Bennet, kendi çocuklarını nasıl böyle aşağılayabiliyorsun? canımı sıkmaktan zevk alıyorsun. Zavallı sinirlerime hiç acıman yok."
"Beni yanlış anladın hayatım. Sinirlerine büyük saygım var. Sinirlerin benim eski dostum. En az 20 yıldır ısrarla sinirlerinden bahsetmeni dinliyorum."
O okuyordu, öteki dinliyordu. Çevrede oturanlar dinliyorlardı, kitabı, yazarı seven bile çıkmıştı ve böyle bir sevimliliğe rast gelmesine hayli sevinmişti. Dinliyorlardı hepsi birden. Hepsi memnun. O memnun, şu memnun.
"Valla, bay Bennet," diyordu, "Charlotte Lucas'ın bu evin hanımı olacağını düşünmek çok zor geliyor; bana evimi zorla ona verdirteceklerini, onun gelip benim yerimi alacağını düşünmek, çok zor geliyor."
"Hayatım böyle kederli düşüncelere kapılma. Daha iyi şeyler umut edelim. Mesela kendimize bir iyilik yapıp, hayatta kalanın ben olacağımı düşünelim."
Kitap okumak onunla birlikte yapmaktan en çok hoşlandığı şeydi ve onun da onu dinlemesi.
Susmak, susmak da onların yüreğini kabartıyordu. Konuşulacak şeyleri konuşup bir an önce birlikte susabilme hayali içinde birlikte oluyorlardı.
421 sayfa dolusu onu zevkle dinleyecekti nasılsa.
4 yorum:
Senin de bir kitabın olacak ellerden düşmeyen bir başuc u kitabı.. Evet mutlaka bir gün senin kitabın olacak ve kapak tasarımını ben yapacağım. Belki adını bile düşünemediğin bir kitap ismini ben yakıştıracağım sana. En yüce ve en süfli duyguların çatıştığı cümlelerde hayat bulacak bütün iyi ve kötü diyebileceğimiz insanların kendini bulacakmkları bir baş yapıt olacak..
"Senin kitabında öyle cümleler olacak ki; her türden ve her karekterden insanın kendini bulduğu sevgi. şefkat ve merhametin ağır bastığı aşktan dostluğa taşıyan bir "Titanik" kadar, hatta odan da üstün klasik bir sinema senaryosunun hayata geçebileceğini hayal bile edebiliyorum.
Her çiçekten bal alır gibi, okuduğun kitaplar ve hayal dünyan, yaşadığın duygusal medcezirlerin "Rüzgar gibi" yi aratmayacak nitelikte, çarpıcı bir eseri ve "İşte Azura bu!.." dedirtecek imzayı da insanlığa bahşedeceksin.
Kitabının her bir cümlesi, milyonlarca okuyucuyu canevinden vuracak. Herkes kendini bu kitapta bulduğu cümlelere geldiklerinde, elindeki kitabı birden kapatıp sımsıkı göğsüne bastırmak. Gözlerini yumarak derin bir nefesle derin hayallere dalacak.
İşte yaşam bizim için o zaman başlayacak. Bütün varlıklar o zaman anlam kazanacak.
..... // .....
Elinde taşıdığı kitabın ismini görebilmek için, şekilden şekile girdiğim zamanlar oldu, evet. Aynı şeyi yapıyormuş gibi hissettim kendimi Azura :)
Sevgili Profösör'cüğüm anlattıklarınız beni öyle duygulandırdı ki gözlerimden akan yaşlara hakim olamadım desem bana inanır mısınız? Beni yumuşattınız ve kendimi iyi hissetmeme sebep oldunuz. Size minnet duyuyorum ve bu güzel düşünceniz, dilekleriniz için ne kadar teşekkür etsem az demek istiyorum. Dilerim ki böyle güzel şeyler gerçekten olur. :)
Ah Parpali'cim bu durumları ben de pek çok yaşadım. :D Ama güzel şeyler bunlar. Keşke daha sık olsa.
Yorum Gönder