Eğer orada yaşasaydım ve her gün yolum oradan geçseydi, her sabah onun pastanesine girip, kendi elleriyle yaptığı o çöreklerden alır ve gülümsemesiyle oradan çıkardım.
Sadece kısa bir ziyaret amaçlı gittiğim o yerde bunu yapmam pek zordu. Bu yüzden birkaç geçişimde onu otobüsten görmüş ve ilginç, gizemli, soğuk teni bana çarpmıştı. Dışarda yağan kar kadar soğuk ama onun kadar güzeldi. Tatlı ama ürkek bakışlarını anlamak istiyordum. Karşı konulmaz bir isteğe bürünmüştüm.
Ne yazık ki bu isteğimi gerçekleştiremeden uzaklaştım. Bir kez daha olsaydı, belki.. Zamandan kazanmam gereken bir işim vardı. Ve ben bu işimin peşinden koşarken gözlerimin ve hayatımın önünden akıp geçen bu güzelliğe sahip olamamıştım.
O buz gibi havada kapısının önüne attığı masa ve sandalyesinde inanılmaz bir keyif alıyormuş havası vardı. Her geçişimde onu orda görüyor, kızarmış burnuyla ve tatlı gülümsemeyle etrafına bakınıp müşterileriyle ilgileniyordu.
Gözlerindeki ürkekliği anlamak istiyorum.
Ona mektup yazacağım..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder