Her adımımda sürekli "İstanbul seni hiç sevmiyorum!" diyordum. "Yaşanmaz ve çekilmez oldun. Zaten hiçbir zaman sevmemiştim seni. Artık hepten nefret edilesi bir yer oldun çıktın" cümleleri devam ediyordu peşi sıra. Adalar'ı seviyorum bir tek. Evet Adalar. Oralar güzel. Oralar sakin. Oralar huzur dolu, denizle çevrili şirin beldeler. Adalar'ı seviyorum bir tek. Ama bu hortum gibi insan yutan koca şehri sevmiyorum, sevemiyorum.
Araçtayım sonra. Köprüye yaklaşınca istemsiz olarak her zaman yaptığım gibi kafamı gömdüğüm kitaptan kaldırıp Boğaz'a baktım. Bu seferki bakışım hayranlık doluydu. Neredeyse 20 senedir bulunduğum bu şehirde, ilk defa Boğaz'a aşık bulmuştum kendimi. Deniz her zamankinden mükemmel görünüyordu. Yoksa o hep böyle mükemmeldi de, ben mi görmek istememiştim? Ama hayır, ilk defa böyle mükemmeldi bugün. Neden bu kadar güzel geldi gözlerime? O turkuazın mükemmel rengine dönen denize tepeden bakıyordum. Minik beyaz dalgacıkların olduşturduğu köpüklerle o berrak deniz aşağıdaydı işte.
Gözümün önünden kaybolup gitti sonra o görüntü. Ben hala ağzmının açık kaldığını ve gülümsediğimi, o mükemmel görüntü geçtikten sonra fark ettim. Sonra kitabıma döndüm tekrar. Ama bu sefer aklımda hala o görüntü vardı. Anı olarak hafızamda yer ettiyse de görsel olarak elimde bir şeyin olamaması üzdü beni. Hayıflandım.
Keşke İstanbul'un her yeri Boğaz'dan oluşsaydı. Ya da bu kadar rezil bir hale dönüştürülmeseydi..
O zaman İstanbul, o zaman sana aşık olabilirdim..Mazur gör beni. İnsanların suçu..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder