Sevgili Sazan,
Aslında buraya yazıp yazmamak arasında ikilemde kalmıştım fakat gördüğün gibi yazımı okuyorsun. Sen bu yazımı okurken ben.. Hmm.. Ben o sırada Allah bilir ne yapıyor olacağım. Kader, kısmet, hayat. Bilirsin işte. Her neyse, ciddiyetimi geri çağırıp, biraz salya sümük olmana sebep verecek birkaç özel cümleler bulmaya gidiyorum.
...
Terbiyesiz Ciddiyetim benimle pazarlığa girişti, tekme tokat girişip çirkefleyim dedim ama bunun bir hanıma yakışmayacağı sesi o anda beynimin en derin yerlerinden kulaklarıma kadar geldi ve bu tutumda bulunmaktan kıl payı kurtuldum ve en asil yürüyüşümü yapıp geri döndüm. Ama bilmeni isterim ki çok edepsiz bu Ciddiyet. Öyle böyle değil. Hiç hanım değil yani yakıştıramadım onun bu tutumuna. Daha da istemem onu. Terk-i diyar etmesini isteyeceğim. Sinirlendim. Kendim deneyeyim bakalım. Neyse
Güzel insan Sazan,
Senin hakkındaki düşüncelerimi, duygularımı aslında pekala biliyorsun, bu yüzden sana bunları burda tekrar anlatma gereği duymuyorum. Fakat yaşadığın bir şeyin sanırım seni mutlu ettiği kadar -aslında senin kadar mutlu olamam belki ama yine de- beni de mutlu ettiğini bilmeni istiyorum. Beklediğim fakat çok da ani bulduğum o kararı ilk duyduğumdaki tepkime ben bile şaşırmıştım. Evet, bir kıskançlık seline tutulduğumu fark ettim o an. Önceleri hep ilk çocuğa duyulan o ilginin zamanla yeni gelen kardeşe yoğunlaşması gibi bir kıskançlıktı benimkisi. Öyle ki, gerçek anlamda böyle bir kıskançlığı hiç yaşamamıştım, aksine kardeşim bu kıskançlık içinde olmuştu nedensizce. Sanırım küçük olmayı gururna yediremeyen bir kardeşim vardı. Neyse. Sanırım demek istediğim şeyi çok iyi anladın Sazan'ım. Sen ablamdın ve ben bu ablamın gidecek olmasına üzülmüştüm. Aslında gitmeyecektin, sadece mesafe uzayacaktı ve bu çok üzücü gelmişti bana. Fakat bu tutumdan çabuk silkeledim kendimi ve senin yaşayabileceğin o mutluğu ben de yaşamak istedim içimde. Çünkü gözlerinde görmüştüm bunu ve konuşurken, aslında nasıl da için sızlıyordu, yalvarıyordun sanki ve bu durum beni etkilemişti yaşadığım o şeyden sonra. Çünkü artık daha çok bilincindeydim bu işin ve senin daha bilmediğim ve gömmüş olduğun yüreğini sızlatan acılarının tekrar deşilmesinden korkmuştum. Fakat o saniyeler içinde sana dediğim şeyi de hatırlıyor musun? O zaman bana da hatırlat çünkü hatırlamıyorum, ne demiştim sana sahi? :) Hmm sanırım 'olmaz herhalde, yapmaz, bence yapmaz, inşallah iyi olur' muydu? Değil miydi? Neyse.
Sen yazarken, nazara gelmenden korktum ve keşke yazmasan dedim. Ama mutluluk paylaşıldıkça çoğalıyordu değil mi? Yazsın dedim sonra. Yazsın ve onca insanın güzel duasını alsın ve korunsun dedim. Ben sessizce takip etmeyi yeğliyorum seni. Çünkü bazen dilim varmıyor diyeceklerime. Ya da elim gitmiyor işte. Fakat şimdi burada kendi yerimde açıkça döküyorum içimi. Bir yoruma sığamayacak kadar çok ve bir maile gizlenip diğer maillerin arasında kaybolmasına göz yumamayacağım şeyleri buraya dökmem bu yüzden. Belki mektup olarak saklamak istersin diye kağıda da dökebilirim. Mektupları severim çünkü.
Bazı zamanlar iyi dileklerimi sunmaktan öyle aciz oluyorum ki nedenini anlayamıyorum. Sahi neden? Bu yüzden nasıl olur da tebriklerimi sunmamış olduğuma şaşırma.
İstediğin bütün iyi dilekler benden sana gelsin Sazan'ım. Ne ben tek tek sıralayayım, ne de sen tek tek dile. İstedikçe gelsin iyi dileklerim sana.
Ve son olarak,
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
Salya sümük oldun mu? Sanırım ben oldum. Çok pis.
Seni seven Azura'n!
4 yorum:
Sesler kulak yoluyla alınır, beyinde algılanır. onun için kulaklarınız kepçe gibi değil midir. Bir nevi çanak anten vazifesi görür kulaklarımız.
Ben de salya sümük olabilirim sabah sabah..
Canım benim, salya sümük oldum elbette...
Kadıköy'de o pembeler içinde gördüğün Sazan, şimdi pembe yanakları ile pembe hayaller kurmakta...
Umarım her şey iyi olacak ve birbirimizden iyi haberler alacağız...
Ablalık mertebesine oturtman çok yüce bir davranış, her zaman, nerede olursam olayım, seni dinlerim ve yanındayım...
Ben de seni çok seviyorum.
Enişte'nin de selamı var :)
Bu yazın benim için çok değerli ve mektup olarak da yolla lütfen, adresi mail atacağım...
Sazan Ablan...
amanın dün telefonda beni niye yazmıyorsunuz benden niye bahsetmiyorsunuz derken iyiydi değil mi sazan hanım. buyrun işte azura yazacak diye bekliyoruz biz de bak hem de misler gibi yazmış daha ne olsun :)))
Profösör: Eheh çok pis salya sümük ederim insanları.
Sazan: Canımsın sen. :) Oo eniştenin selamını da aldık oley. :P
beenmaya: aa malum mu olmuş o vakit? :P Teşekkür ederim senden bunları duymak çok güzel. :)
Yorum Gönder