Memleketim tütüyor burnumda. Müzikleri hüzünlendiriyor dinlediğimde. O gösterişsiz, gelişmemiş memleketim düşüveriyor aklıma. İçimden birşeyler kopuveriyor gibi oluyorum birden. O anda doluveriyor göz pınarlarım. Ben doğduğum memleketimi özlüyorum vakitsiz zamanlarda. Bir dönsem oralara diyorum, bir dönsem doğduğum evime. O minicik pencerelerinden izlesem bahçemi. Kokulu çiçekler diksem, eskiden olduğu gibi taze soğan yetiştirsem ve çıcukluğumdaki gibi minik minik kopararak yesem.
Bir dönsem memleketime de minik yatağımda uyuklayıversem güzel hülyalara dalarak. Bir de kedim olsun da ona sarılarak uyusam. O minicik soğuk nefesini yüzümde hissetsem, parlak tüyleri içimi okşasa ve alıp-verdiği nesefi beni huzura erdirse. Bilemedim, belki bir sevdicek olsa diğer yanımda. Ne dersin?
Memleketim tütüyor tüm benliğimde. Sarıp sarmalıyor her bir yanımı. Sabah ayazı tütüyor, akşam ayazı tütüyor bir de. Kısacık ve yıllardır değişmeyen meydanı. Dönüp dolaşsam evime çıkan o kısacık meydanı. Evime kadar tüm meydanı gezebilme imkanım var biliyor musun? O gün pazar da kuruluysa alıveririm eve birkaç şey üstelik. Kulağa sence de güzel gelmiyor mu? Her şey yol üstü işte.
Yaz geldi mi tüm gurbetçiler toplaşıveriyorlar memleketinde. O zaman gece gezmeleri daha yoğun oluyor. 3-5 tur yapıp eve dönmek yetiyor, belki bir kafede sıcak birşey yudumlamak veyahut dondurma yemek. Asıl sokakta satılan patlamış mısırlarından yemeden dönmek olmaz. Düşün, meydandaki eski kaldırımlarda patlamış mısır satan insanlar. Leziz mi leziz hem de. İşte öyle bir yer düşün. Bir yanın ağaçlık, bir yanın kafelerle dolu, yukarın ormanlık ve geride evin. Üstelik akşam 7'den sonra trafiğe kapatılan bir yer düşün.
Benim memleketim işte orası. Kasabam. Ormanında dağ çileği yetişen kasabam.
Her tarafı dağlık bir yer işte orası. Hatta en yüksekte bulunan bir kasaba bu yüzden de en soğuk yer.
Orası benim kasabam, memleketim. Burnumda tüten yer, terk ettiğim andan beri..
Bir dönsem oraya..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder