Sabahın erken saatinde hayli dolmuş bir iett aracı ve yer verilen yaşlı teyze. Epey yaşlı, belli buralı değil, büyük ihtimal köylü. Şirin bir teyze, hayatı yüzüne yansımış epeyce, gözleri ürkek ve telaşlı, bir o kadar da üzgün, muhtaç. Her nasılsa bir başına yolunu bulmaya çalışıyor o anda. Neden yalnızsın sen böyle bu saatte söyle teyzem?
İlk yardımı şöförden diler diğerlerini yolculardan.
G.'ye mi gidiyorsun yavrum?
Evet.
He, ben de oraya gideceğim hastaneye, diş doktoruna. Randevum var, bilmiyorum ben orayı söylersin e mi kızım?
Tabi söylerim.
Bu sorular ona evet diyip yanından çekilip arkaya giden insanlara soruldu durdu.
Alah razı olsun, allah razı olsun.
Neden olsun? Onlar gitti, bıraktılar seni. Yüzünü ekşiten de vardı bir de, fark ettin mi sen? Ben ettim, gördüm, iğrendim.
Merak ediyorum, acaba yolunu buldun mu güzel teyzem? Vardın mı rahat rahat hastaneye? Bulmuşsundur sen yolunu. Güçlüsündür, zekisindir. Bulmuşsundur değil mi?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder