24 Temmuz 2010 Cumartesi
Brida
Wicca, genç kadının suskunluğunun tadını çıkarmak için bir an durduktan sonra, cevap basit dedi. Birtakım belirli reenkarnasyonlarda ikiye bölünürüz. Ruhlarımız, tıpkı kristaller ve yıldızlar gibi, hücreler ve bitkiler gibi bölünür. Ruhumuz ikiye bölünür, o yeni ruhlar da sırayla ikiye blünürler; böylece birkaç kuşak içinde yeryüzünün büyük bir bölümüne dağılmış oluruz.
Brida, peki bu parçaların sadece biri mi kim olduğumuzu bilir diye sordu. Wicca kızın sorusunu yanutlamadan, bizler, simyacıların 'anima mundi' yani dünyanın ruhu dedikleri şeyin parçalarını oluşturuyoruz. İşin gerçeği, anima mundi'nin bölünmeyi sürdürmesi halinde, büyümeye de devam edeceği, ama aynı zamanda giderek güçsüzleşeceğidir. İşte bu yüzden ikiye bölündüğümüz gibi, bazen de kendimizi buluruz. Kendimizi bulma sürecine Aşk denir. Çünkü bir ruh bölündüğü zaman, her zaman bir erkek, bir de dişi parçaya bölünür. Yaratılış Kitabı'nda bu böyle anlatılır: Adem'in ruhu ikiye bölündü ve Havva ondan doğdu.
Wicca masaya yayılmış kartlara bakarak oturdu. Pek çok kart var, dedi. Ama hepsi aynı destenin parçaları. Verdikleri mesajı anlayabilmek için o kartların hepsine ihtiyacımız var, hepsi de eşit derecede önemli. Aynı durum ruhlar için de geçerli. İnsanlar da, bu destedeki kartlar gibi birbirlerine bağlıdır. Her yeni yaşamda, bu Ruh-eşlerinden en az birini bulmak için gizemli bir zorunluluk duyarız. Onları ayrımış olan Büyük Aşk, onları yeniden bir araya getiren Aşk'la mutlu olur.
Peki ruh-eşimin kim olduğunu nasıl anlayacağım, diye sordu Brida. Wicca'da risk alarak dedi. Başaramamak, hayal kırıklığı, yanılmak gibi riskler alarak ama aşkı aramaktan hiç vazgeçmeyerek. Aramaya devam ettiğin sürece, sonunda zafere ulaşırsın.
Her yaşamda birden fazla ruh-eşine rastlamak olanağı var mıdır, diye sordu Brida. Wicca belirli bir acıyla, evet diye düşündü. Ve öyle olduğu zaman kalp bölünür, sonucu da acı ve ıstıraptır. Evet, üç ya da dört rüh-eşiyle karşılaşabiliriz, çünkü çok sayıdayız ve çok çeşitli yerlere dağılmışız. Yaratılışın özü bir ve tektir. O özün adı da Aşk'tır. Aşk, pek çok yaşama ve dğnyanın pek çok yerine dağılmış olan deneyimi yoğunlaştırmak için bizleri yeniden bir araya getiren güçtür. Ezelden beri var olan ruh-eşlerimizin nerede olduklarını bilemediğimiz için bütün dünyayı aramak zorundayız. Eğer onlar iyi durumdaysa, biz de mutlu oluruz. İyi değillserse, bilinçsizce de olsa onların acısının bir bölümünü de biz çekeriz. Her şeyden çok da, her dünyaya gelişimizde en azından bir kere karşımıza çıkacak ruh-eşiyle yeniden buluşmayı gerçekleştirmek zorundayız. Bu buluşma birkaç saniye de sürse, bunu gerçekleştirmekten sorumluyuz; çünkü o saniyeler beraberlerinde, ömrümüzün geri kalanına yetecek yoğunlukta bir Aşk'ı getirirler.
Kadın ya da erkek, ruh-eşimizi kabullenmeden hatta farkına varmadan yanımızdan geçip gitmesine izin verebiliriz. O ruh-eşini bir daha bulabilmek için yeni bir reenkarnasyonu beklememiz gerekir. Ve şımarıklığımız yüzünden, insanoğlunun kendisine icat ettiği en büyük işkenceye mahküm oluruz: Yalnızlığa.
Paulo Coelho
30 Mayıs 2010 Pazar
Something Stupid
I know I stand in line
Until you think you have the time
To spend an evening with me
And if we go someplace to dance
I know that there's a chance
You won't be leaving with me
Then afterwards we drop into a quiet little place
And have a drink or two
And then I go and spoil it all
By saying something stupid
Like I love you
I can see it in your eyes
That you despise the same old lines
You heard the night before
And though it's just a line to you
For me it's true
And never seemed so right before
I practice every day to find some clever
lines to say
To make the meaning come through
But then I think I'll wait until the evening
gets late
And I'm alone with you
The time is right
Your perfume fills my head
The stars get red
And oh the night's so blue
And then I go and spoil it all
By saying something stupid like I love you
I love you...
Frank Sinatra
7 Nisan 2010 Çarşamba
Bright Star..
Not in lone splendour hung aloft the night
And watching, with eternal lids apart,
Like nature's patient, sleepless Eremite,
The moving waters at their priestlike task
Of pure ablution round earth's human shores,
Or gazing on the new soft-fallen mask
Of snow upon the mountains and the moors--
No--yet still stedfast, still unchangeable,
Pillow'd upon my fair love's ripening breast,
To feel for ever its soft fall and swell,
Awake for ever in a sweet unrest,
Still, still to hear her tender-taken breath,
And so live ever--or else swoon to death.
John Keats..
Fanny
March 1820
You fear, sometimes, I do not love you so much as you wish? My dear Girl I love you ever and ever and without reserve. The more I have known you the more have I lov'd. In every way - even my jealousies have been agonies of Love, in the hottest fit I ever had I would have died for you. I have vex'd you too much. But for Love! Can I help it? You are always new. The last of your kisses was ever the sweetest; the last smile the brightest; the last movement the gracefullest. When you pass'd my window home yesterday, I was fill'd with as much admiration as if I had then seen you for the first time. You uttered half complaint once that I only lov'd your Beauty. Have I nothing else then to love in you but that? Do not I see a heart naturally furnish'd with wings imprison itself with me? No ill prospect has been able to turn your thoughts a moment from me. This perhaps should be as much a subject of sorrow as of joy - but I will not talk of that. Even if you did not love me I could not help an entire devotion to you: how much more deeply then must I feel for you knowing you love me. My Mind has been the most discontented and restless one that ever was put into a body too small for it. I never felt my Mind repose upon anything with complete and undistracted enjoyment - upon no person but you. When you are in the room my thoughts never fly out of window: you always concentrate my whole senses. The anxiety shown about our Loves in your last note is an immense pleasure to me: however you must not suffer such speculations to molest you any more: nor will I any more believe you can have the least pique against me. Brown is gone out - but here is Mrs Wylie - when she is gone I shall be awake for you. - Remembrances to your Mother.
Your affectionate
J. Keats
http://www.john-keats.com/