17 Ocak 2015 Cumartesi

Dogville / 2003


İnsanoğlunun içindeki pisliği ve kötülüğü çok net bir şekilde anlatıyor. Toplum ve toplumu belirleyen normlar, ahlak kuralları, gelenekler, görenekler. İnsanlar bunların içinde hayatlarını şekillendiriyor ve etrafındakileri de buna zorluyor. İnsan istediği kadar hür doğsun. Doğduğu hayat onu zincirlere vuruyor malesef.

Ana karakterimiz Grace gizemli bir şekilde bir kasabaya geliyor ve ordaki toplum zamanla kendisini ruhen ve bedenen hapsediyor. Grace tüm bunlara karşı ezildiğinden ve yalnız kaldığından karşı çıkamıyor. Çünkü her ne kadar karşı çıkmaya ve kaçmaya çalışsa da kasabadaki toplum çoğunluk olduğundan Grace'den daha baskın çıkıyor ve sonuçta istediklerini elde etmede onlar daha başarılı oluyor. Bu yüzden haksızlığa uğradıkça siz izlerken sinirleniyorsunuz.

Filmin sonu ise ayrı bir tartışma konusu bana göre. Zira böyle bir şey olmalı mı olmamalı mı? Bana göre amaç bu şekilde intikam almak olmamalı zira intikam anlık tatmin edici bir durum ve sonrasında bir yük olarak kalıyor. Çözüm böyle olmamalı diye düşünüyorum. Onun yerine daha çarpıcı ve ders verici olmalı.

Bir de şu var. İnsanoğlu çiğ süt emmiştir.

Yıllar önce izlediğim filmi tekrar izleyesim geldi.




1 yorum:

Profösör dedi ki...

Film darbı mesel olmalı. Bugünkü haberlerden biri Suriye'de hava saldırısından yaralanan çocuğun, ölümün kucağında ıstıraptan çırpınırken, ölümün kendisine mukadder olduğuna kanaat ketirmiş ki, en azından ölüm anında annesinden helallik istiyor. Neolur anneciğim, seni kırdıysam beni affet demesi hem strajik bir olay hem de hem de insanlığa bir ders niteliğinde. Böyle bir çocuk niye ölümü haketsin !..